Ceza muhakemesinde arama ve el koyma kararı, maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla başvurulan en önemli koruma tedbirleri arasında yer alır. Ancak bu tedbirler, kişinin özel hayatına, konut dokunulmazlığına, mülkiyet hakkına ve bazı durumlarda haberleşme özgürlüğüne doğrudan müdahale ettiği için, hukuk düzeni bu alanı sıkı şartlara bağlamıştır. Bu nedenle CMK arama kararı ve elkoyma uygulaması, yalnızca suç şüphesi bulunmasıyla değil; aynı zamanda kanuni usule tam uyulmasıyla hukuka uygun hale gelir.
Uygulamada en çok tartışılan konuların başında; aramanın hangi şartlarda yapılabileceği, savcının ne zaman yazılı emir verebileceği, kolluğun yetkisinin sınırları, telefon veya bilgisayar gibi dijital materyaller üzerinde arama yapılırken hangi kuralların geçerli olduğu ve hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen delillerin yargılamada kullanılıp kullanılamayacağı gelmektedir. Özellikle Gaziosmanpaşa gibi yoğun ceza soruşturması pratiğinin bulunduğu bölgelerde, bu konular hem vatandaşlar hem de müdafiler bakımından son derece önemlidir.
Özel hayatın gizliliği Madde 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. ... usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.
Konut dokunulmazlığı Madde 21 – Kimsenin konutuna dokunulamaz. ... usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz.
Arama kararı Madde 119 – (1) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir.
Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
Arama, ceza muhakemesi bakımından; şüpheli veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi amacıyla kişinin üstünde, eşyasında, konutunda, işyerinde, aracında veya ona ait diğer yerlerde yapılan araştırma işlemidir. Bu işlem, doğrudan temel haklara müdahale niteliği taşıdığı için basit bir kolluk faaliyeti değil; koruma tedbiri olarak değerlendirilir.
El koyma ise; ispat aracı olarak yararlı görülen veya müsadereye tabi olabilecek bir eşya üzerinde, zilyedin tasarruf yetkisinin rızası dışında kaldırılmasıdır. Kişi bir eşyayı kendi rızasıyla teslim ettiğinde her zaman klasik anlamda “el koyma”dan söz edilmeyebilir; bazı hâllerde bu durum “muhafaza altına alma” olarak değerlendirilir. Ancak rıza yoksa ve eşya zorla adli makamların denetimine alınıyorsa, burada hukuken elkoyma gündeme gelir.
Arama ve el koymanın amacı, ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşılmasını sağlamaktır. Başka bir ifadeyle:
gibi işlevler üstlenir.
Bu nedenle arama ve el koyma, ceza muhakemesinin “araç” niteliğindeki tedbirleridir; başlı başına bir amaç değildir.
Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere arama, koruma tedbiri niteliğindedir. Henüz suçun işlendiği ya da failin kesin olarak kim olduğu yargı kararıyla sabit olmadan, görünüşte haklılık temelinde ve gecikmenin sakınca doğurması sebebiyle temel haklara müdahale edilir. Bu yüzden arama ve el koyma işlemlerinin her aşamasında ölçülülük, zorunluluk ve kanunilik ilkeleri esas alınır.
Koruma tedbirleri genel itibarıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda düzenlenmiştir. CMK'nın Birinci Kitabının Dördüncü Kısmı “Koruma Tedbirleri” başlığını taşımakta olup arama tedbirine de bu kısımda yer verilmiştir. Kanun’un bu açık düzenlemesine göre arama bir koruma tedbiridir. Koruma tedbirleriyle çoğu zaman henüz gerçekten bir suçun işlenip işlenmediği ya da işleme muhatap olan şüpheli tarafından işlendiği yargı kararı ile sabit olmadığı hâlde, gecikmesinde sakınca bulunmasından dolayı görünüşte haklılıkla yetinilerek gerek şüphelinin gerekse şüpheli statüsünde olmayan üçüncü kişilerin temel hak ve özgürlüklerine müdahale edilmektedir.
Kaynak: Ceza Genel Kurulu 2020/231 E. , 2022/140 K.
Bu yaklaşım, arama ve el koymanın neden sıkı şekil şartlarına tabi tutulduğunu açık biçimde gösterir. Zira özgürlüğe, özel hayata, konuta ve mülkiyete müdahale eden bir işlemin hukuki meşruiyeti ancak kanunda gösterilen usule bağlılıkla sağlanabilir.
Uygulamada sıklıkla karıştırılan konulardan biri adli arama ile önleme araması ayrımıdır.
Adli arama, belirli bir suç şüphesi kapsamında, şüpheliyi yakalamak veya suç delillerini elde etmek amacıyla yapılan aramadır. Burada ceza muhakemesi faaliyeti vardır ve CMK hükümleri uygulanır.
Önleme araması ise henüz belirli bir suç soruşturması çerçevesinde değil; kamu düzeni, güvenlik, genel sağlık gibi sebeplerle suç işlenmesini önlemek amacıyla yapılan aramadır. Önleme aramasının dayanağı farklıdır; sonuçları ve usulü de adli aramadan ayrılır.
Bu ayrım çok önemlidir. Çünkü önleme araması yetkisine dayanılarak adli delil elde etme amacı güdülmesi veya adli arama şartları oluşmadığı halde önleme araması görünümü altında özel hayat alanına müdahale edilmesi hukuka aykırılık doğurabilir.
CMK m. 116 uyarınca, şüpheli veya sanığın yakalanabileceği ya da suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa arama yapılabilir. Diğer kişiler bakımından ise CMK m. 117’de daha dar bir rejim öngörülmüştür; aranan kişinin veya suç delillerinin o yerde bulunduğunu kabul etmeye elverişli olayların varlığı gerekir.
Şüpheli veya sanıkla ilgili arama Madde 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
Diğer kişilerle ilgili arama Madde 117 – (1) Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir. (2) Bu hâllerde aramanın yapılması, aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığına bağlıdır.
Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
Buradan çıkan temel sonuç şudur: arama kararı şartları, aramanın yapılacağı kişiye ve yere göre değişir. Şüpheli dışındaki üçüncü kişilerin konutu veya işyerinin aranması daha sıkı gerekçelere bağlıdır.
Anayasa m. 20 ve 21 ile CMK m. 119 birlikte değerlendirildiğinde, arama için temel kural hâkim kararıdır.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle arama yapılabilir. Savcıya ulaşılamıyorsa, bazı aramalarda kolluk amirinin yazılı emri devreye girebilir. Ancak bu yetki sınırsız değildir.
Özellikle konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda kolluk amirinin yazılı emriyle arama yapılamaz; buralarda ya hâkim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâlde savcının yazılı emri gerekir.
Adlî aramaya karar vermek yetkisi hâkimindir. ... Hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk âmirinin yazılı emriyle arama yapılabilir. ... Kolluk âmirlerince konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama kararı verilemez. Sayılan bu yerlerde arama ancak hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabilir.
Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=8203&mevzuatTur=7&mevzuatTertip=5
Burada uygulamadaki en kritik hata, “aciliyet” gerekçesinin geniş yorumlanmasıdır. Yargıtay içtihatları, suçüstü hâli bulunsa bile aciliyet ve gereklilik kriterlerinin varlığını aramaktadır.
CMK, PVSK ve ilgili yönetmelikler bir bütün olarak ele alındığında çıkan sonuç, suçüstü hallerinde ancak "aciliyet" ve "gereklilik" kriterleri içerisinde tedbirin hukuka uygun olduğu gereklilik bulunduğu takdirde yapılabileceği, bunun dışında yapılan aramalar ve el koymaların hukuka aykırı olduğunu uygulamamızdaki Ceza Genel Kurulu ve Daire kararlarıyla tespit edilmiştir. Anayasa'nın 38/6 ncı maddesinde; “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.”
Kaynak: 3. Ceza Dairesi 2021/18657 E. , 2023/9448 K.
Aramanın usulü, aramanın yapıldığı yere göre önem taşır.
Konutta ve işyerinde arama, özel hayatın ve konut dokunulmazlığının merkezine dokunduğu için daha sıkı kurallara bağlıdır. CMK m. 119/4’e göre Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapılacaksa o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
CMK m. 118’e göre konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vakti arama yapılamaz. Ancak suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller gibi kanunda belirtilen istisnalarda gece araması mümkün olabilir.
Gece yapılacak arama Madde 118 – (1) Konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz. (2) Suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile ... yapılan aramalarda, birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
Üst araması, daha sınırlı bir müdahale gibi görünse de özel hayatın gizliliğine yine doğrudan temas eder. Dolayısıyla aynı şekilde hukuki dayanak ve usul aranır.
Araç üzerinde yapılacak arama da adli arama rejimi içindedir. Özellikle araçta bulunan delilin suçla ilişkisini gösteren makul şüphe ve karar/emir şartları önemlidir.
Bugün uygulamada en çok tartışılan konu, cep telefonu ve bilgisayar gibi cihazlar üzerindeki aramadır. CMK m. 134, bu alanı özel olarak düzenlemiştir. Çünkü dijital materyaller, kişinin özel hayatı, haberleşmesi, mesleki sırları ve çok sayıda kişisel verisini içerebilir.
Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. ... (3) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. (4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.
Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
Buradaki en önemli hususlar şunlardır:
Yargıtay da özellikle cep telefonu ve bilgisayarlar bakımından CMK 134 rejimine vurgu yapmaktadır.
Yine bilgisayar ve bilgisayar kütükleri ve bilgisayar niteliğinde olan cep telefonları üzerinde CMK 134 üncü madde gereğince hakim kararı ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının emriyle arama ve kopyalama işleminin yapılabileceği, bunun dışındaki yöntemlerin hukuka aykırı olduğu açıktır.
Kaynak: 3. Ceza Dairesi 2021/18657 E. , 2023/9448 K.
Ayrıca Ceza Genel Kurulu, dijital deliller bakımından arama kararının yalnızca sonradan verilen onaylarla hukuka uygun hale getirilemeyeceğini de vurgulamaktadır.
kopyalama ve el koyma tedbirinin CMK’nın 3. maddesinde düzenlenmiş olup aynı Kanun’un 116 ile 3. maddeleri arasında yer alan arama koruma tedbirinin özel bir görünümünü oluşturduğunu, bu hâllerde arama kararının yalnızca hâkim tarafından özel koşullarla verilebileceğini, Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunan hâl gerekçesiyle verilen arama kararına istinaden yapılan aramada elde edilen dijital delillerle ilgili sonradan hâkim tarafından el koymanın onaylanması ve CMK’nın 3. maddesi uyarınca imaj alma ve inceleme kararı verilse dahi bu kararların Cumhuriyet savcısı emriyle yapılan aramada elde edilen delilleri hukuka uygun hâle getirmeyeceğini
Kaynak: Ceza Genel Kurulu 2019/337 E. , 2021/55 K.
Bu içtihat, özellikle “önce bakılır, sonra karar alınır” anlayışının ne kadar riskli olduğunu göstermektedir.
El koyma, CMK m. 123 ve 127’de düzenlenmiştir. İspat aracı olarak yararlı görülen veya müsadereye konu olabilecek eşya muhafaza altına alınabilir; rızayla teslim edilmezse el konulabilir.
Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması Madde 123 – (1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.
Elkoyma kararını verme yetkisi Madde 127 – (1) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (3) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.
Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
Buradan çıkan temel ilkeler:
Arama ve el koyma süreci yalnızca devletin yetkileri üzerinden değil, ilgili kişilerin hakları üzerinden de değerlendirilmelidir. Özellikle aşağıdaki güvenceler önemlidir:
Madde 120 : (1) Aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir; kendisi bulunmazsa temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulur. (3) Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.
Madde 121 : (1) Aramanın sonunda hakkında arama işlemi uygulanan kimseye istemi üzerine ... bir belge ve istemi üzerine elkonulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren bir defter ... verilir.
Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
Arama ve el koyma tedbirleri yalnızca usul meselesi değildir; aynı zamanda temel haklar hukukunun merkezindedir. Bu işlemler:
müdahale eder.
Bu yüzden tedbirin meşru amaca dayanması, kanuni temeli olması ve ölçülü uygulanması gerekir. Ceza Genel Kurulu da aramanın temel haklara müdahale oluşturduğunu açıkça kabul etmektedir.
Ceza muhakemesi tedbirlerinden biri olan arama ile A.I.H. Sözleşmesi’nin 8, Anayasa’nın 20 ve 3. maddeleri ile koruma altına alınan kişinin temel hak ve özgürlüklerine müdahale edildiğinden Yasakoyucu, Sözleşme’ye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve Anayasa’nın 20 ve 3. maddelerine uygun olarak kişinin temel hak ve özgürlüklerine müdahale etme hakkı olan arama koruma tedbiri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 116 ve devamı maddeleri ile Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) 5 ve devamı maddelerinde yer almaktadır
Kaynak: Ceza Genel Kurulu 2016/459 E. , 2019/370 K.
Uygulamada en kritik nokta budur: Hukuka aykırı arama veya hukuka aykırı elkoyma ile elde edilen bulgular delil olarak kullanılabilir mi?
Kısa cevap: Kural olarak hayır.
Anayasa m. 38/6 ve CMK sistemi birlikte değerlendirildiğinde, hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Yargıtay içtihatları da bu konuda oldukça nettir.
Usulüne uygun arama kararı alınmadan yapılan arama sonucunda elde edilen deliller hukuka uygun olarak elde edilmiş sayılamayacağından, sanıklar hakkında hukuka aykırı elde edilen deliller gerekçe gösterilerek verilen mahkûmiyet kararının bu nedenlerle beraat kararı verilmek üzere bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edemiyoruz.
Anayasa'nın 38/6 ncı maddesinde; “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.” CMK’nın 217/2 nci maddesinde; “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.“ CMK’nın 206/2 nci maddesinde; “Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse” reddolunur ... CMK’nın 289/1-i maddesinde; “Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.”
Kaynak: 3. Ceza Dairesi 2021/13221 E. , 2023/7583 K.
Dolayısıyla, arama kararı hiç yoksa, arama kararı kapsamı aşılmışsa, dijital veri incelemesi CMK 134’e aykırı yapılmışsa veya elkoyma onay süreci işletilmemişse, ortaya çıkan delillerin hukuka uygunluğu ciddi biçimde tartışmalı hale gelir.
Arama ve elkoyma işlemlerine karşı izlenebilecek yollar somut duruma göre değişir. Genel olarak:
gündeme gelebilir.
CMK m. 127/4, zilyetliğinde bulunan eşya veya malvarlığına el konulan kişinin hâkimden her zaman karar verilmesini isteyebileceğini düzenlemektedir. Ayrıca hukuka aykırı delilin hükme esas alınması, kanun yolu incelemesinde önemli bozma nedenlerinden biridir.
Uygulamada en sık görülen hataları şu şekilde özetlemek mümkündür:
Bu tür durumlar, yalnızca teknik hata sayılmaz; doğrudan doğruya soruşturma ve kovuşturmanın sonucunu etkileyebilir.
Özellikle bir ceza avukatı açısından dosyanın ilk aşamasında şu sorular kritik önemdedir:
Gaziosmanpaşa bölgesinde yürütülen soruşturmalarda da bu başlıklar sık biçimde gündeme gelmektedir. Bu nedenle Gaziosmanpaşa avukat desteği aranırken, özellikle arama ve elkoyma tedbirleri konusunda ceza muhakemesi pratiği güçlü bir değerlendirme yapılması önem taşır. Kamuoyunda Avukat Süleyman Aygül gibi isimler üzerinden yapılan yerel aramalarda da çoğu zaman esas ihtiyaç, işlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının teknik olarak incelenmesidir.
Kural olarak arama kararı hâkim tarafından verilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle, savcıya ulaşılamayan bazı durumlarda ise kolluk amirinin yazılı emriyle arama yapılabilir. Ancak konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda kolluk amiri arama kararı veremez.
Savcı “karar” değil, yazılı emir verebilir. Bu da ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mümkündür. Özellikle konut ve işyeri gibi alanlarda savcının yazılı emri anayasal istisna niteliğindedir; geniş yorumlanmamalıdır.
Telefon ve benzeri dijital materyaller bakımından CMK m. 134’te özel kurallar vardır. Kural olarak telefonun içeriğinin incelenmesi, basit bir eşya kontrolü gibi değerlendirilemez. Hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâlde savcı emri ve sonrasında yasal usul gerekir. Usule aykırı inceleme, delili hukuka aykırı hale getirebilir.
Kural olarak hayır. Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 206, 217, 289 çerçevesinde hukuka aykırı elde edilen deliller hükme esas alınamaz.
Evet. CMK m. 120/3’e göre kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.
Kural olarak konutta, işyerinde ve diğer kapalı yerlerde gece araması yapılamaz. Ancak suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller gibi kanuni istisnalarda mümkündür.
Arama ve el koyma kararı, ceza muhakemesinde delile ulaşmayı sağlayan güçlü araçlardır; ancak aynı zamanda bireyin en temel hak alanlarına müdahale eden koruma tedbirleridir. Bu nedenle hem anayasal güvenceler hem de CMK hükümleri, bu işlemleri ayrıntılı şekil ve şartlara bağlamıştır. Hukuka uygun bir arama ve elkoyma için yalnızca suç şüphesinin varlığı yetmez; ayrıca yetkili merci, geçerli karar veya yazılı emir, ölçülülük, usule uygun icra ve gerektiğinde hâkim denetimi şarttır.
Özellikle dijital materyaller bakımından uygulama daha da hassastır. Telefon, bilgisayar, hard disk ve diğer elektronik veriler üzerinde yapılan aramalarda CMK m. 134’ün özel koruma rejimi göz ardı edilirse, delilin hukuka aykırılığı ve yargılamada kullanılamaması gündeme gelebilir. Aynı şekilde, sonradan alınan bazı kararlarla ilk baştaki hukuka aykırılığın giderileceği düşüncesi de her zaman geçerli değildir; Yargıtay kararları bu konuda oldukça sınırlayıcıdır.
Somut olaylarda arama veya elkoyma işleminin hukuka uygun olup olmadığı; kararın içeriği, aramanın yapıldığı yer, arama saati, aramada hazır bulunan kişiler, tutanak düzeni, dijital materyalin niteliği ve onay süreçleri birlikte değerlendirilerek belirlenir. Bu nedenle soruşturmanın ilk aşamasında bir ceza avukatı tarafından dosyanın incelenmesi önem taşır. Gaziosmanpaşa çevresinde bu tür işlemlerle karşılaşan kişiler bakımından, Gaziosmanpaşa avukat desteğiyle arama ve elkoyma sürecinin teknik olarak değerlendirilmesi hak kayıplarının önlenmesine katkı sağlayabilir. Bu çerçevede Avukat Süleyman Aygül gibi yerel aramalarda öne çıkan isimler üzerinden hukuki destek arayan kişilerin de, öncelikle somut işlemin usulüne uygunluğunu değerlendiren profesyonel bir inceleme talep etmesi isabetli olacaktır.
Bu içerik yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır; somut olaylara ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kesin değerlendirme için bir avukata başvurulmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 20, 21
https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=2709&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 116, 117, 118, 119, 120, 121, 123, 127, 134
https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği, m. 4, 7, 8, 15, 16
https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=8203&mevzuatTur=7&mevzuatTertip=5

